Tarihi Yerler



Antik Döşeme Yol
2000 yıl boyunca işlevini sürdüren bu yolda, kontrol amacıyla çeşitli dönemlerde askeri konak olarak kullanılmış yapılar bulunmaktadır. Döşeme taşlardan oluşan bu yol Döşemealtı İlçesi'ne de adını vermiştir. Yüzeyi 4 metre genişliğinde taş döşeli yola yöre halkı kısaca “Döşeme”, yolun geçtiği boğaza “Döşeme Boğazı”, yolun altında kalan düzlüğe de “Döşemealtı” demiştir. Döşemealtı zamanla; buradaki bir grup köyün, sonralarında platonun tamamının, nahiye merkezinin ve en nihayetinde ilçenin adı olmuştur.






Ariassos Antik Kenti
Antalya-Burdur otoyolunun 48. kilometresinde, sola dönülen bir sapaktan 1 km. içerdedir. Bir dağın yamacında kurulmuş olup, hamamları, kaya mezarları açısından görülmeye değerdir. Ariassos kentine girilen vadinin başlangıcında kentin en görkemli kalıntısı olan giriş kapısı yükselir. Roma devrinden kalma bu anıt, 3 kemerli ve dolayısıyla 3 girişli olduğu için, yöre halkınca “Üç kapı” diye anılır. Kentin şaşırtıcı bir özelliği, dörtte üçünün, olağanüstü gösterişli anıtsal mezarlar olan nekropolis kalıntısı olmasıdır. 


Antik kentte bugün varlığının sürdüren tek yapı, üç kemerli giriş kapısıdır.

Evdirhan

Selçuklu mimarisinin en güzel örneklerinden birisi olarak kabul edilen Evdirhan Döşemealtı İlçesi’nin önemli tarihi mirasları arasında yer alır.
Selçuklu Sultanı I. İzzeddin Keykavus tarafından 1219'da yaptırılan Evdirhan'ın yeniden canlandırılması için çalışmalar sürdürülmektedir.




Hanın daha önceden okunan fakat günümüze ulaşmayan kitabesine göre; 1210-1219 yılları arasında I. İzzeddin Keykavus tarafından yaptırılmıştır. Evdir Han’ın mimarisi diğer hanlara göre farklıdır. İki bölümlü revaktan oluşur ve kareye yakın dikdörtgen planlıdır. Hanın büyü bir bölümü çeşitli nedenlerle yıkılmış olsa da kuzeybatı cephe duvarları hala ayaktadır. Duvarların tümü kesme taştan yapılmıştır. Antalya-Korkuteli Karayolu üzerinde ki Evdirhan Kervansarayı, Döşemealtı Belediyesi tarafından bakım ve onarımı yaptırılmış olup, restorasyon için kurul kararı beklenmektedir.

 
TERMESSOS: Orman içinde korunan ören yerlerinin en çarpıcılarından biri olup, aynı adı taşıyan Milli Park içinde yer alır. Beydağları-Termessos Milli Parkı; bitki örtüsü ile bölgenin botanik, yaban keçisi sürüleri ile de açık hayvanat bahçesi görünümündedir. Antalya-Korkuteli karayolunun 24. km.den sola tırmanan özel yolla 1050 m. yükseklikte, Güllük Dağı'ndaki kalıntılara ulaşılabilir. Şehrin kalıntıları, Antalya-Korkuteli karayolu üzerindeki Yenicekahve yakınında bulunan Hellenistik Devir suru ile başlar ve Güllük Dağının zirvesine kadar devam eder. Otoparktan sonra şehre tırmanan patika takip edildiğinde, sağ yanda İmparator Hadrian devrinde yapılmış İon düzenindeki tapınağın basamak ve anıtsal girişine rastlanır. Aşağı şehir surları ve su koyağının bulunduğu alanda güneye doğru tırmanmaya devam edilirse, solda yer yer birinci katı ayakta kalmış Gymnasiuma ulaşılır. Birçok oda ve salondan oluşan yapının güneybatısında, arkalarında dükkânlar bulunan sütunlu cadde yer alır. Hemen yakınında kanalizasyon şebekesinin mükemmelliğini gösteren kanallar hala görülebilir.
Düzlüğe çıkıldığında, orman gözetleme noktasına giden patikanın solunda şehrin birçok resmi yapısının bulunduğu alana ulaşılmış olur. Düzlükteki ilk kalıntı agoraya aittir. Batısındaki portiko veya stoa, II. Attalos zamanında (İ.Ö. 159–138) inşa edilmiş olup Dor düzenindedir. Agoranın doğusunda, yamaca yaslanmış olan ve Antalya Körfezi'ni görebilen konumdaki tiyatro yer alır. Hellenistik Devirde yapılmış olup, Roma Devrinde onarılıp sahne binası eklenmiştir. Tiyatronun yaklaşık 100 m. güneybatısında çatı yüksekliğine kadar ayakta duran meclis binası bulunmaktadır. Agoranın doğusundaki düzlükte ise birbirine geçişli 5 adet sarnıç, derinlik ve genişlik açısından benzersizdir. Şehrin güneybatısında, "Kurucunun Evi" olarak adlandırılan Roma tipinde fevkalade güzel bir villanın kalıntıları yer almaktadır. Cephe duvarı Dor düzeninde olan ve 6 m. yüksekliğe erişen yapı, kapısının sol tarafındaki kitabeden dolayı 'Kurucunun Evi" adını almıştır. Termessos, çok sayıda tapınağa ve çok geniş mezarlık alanlarına sahiptir. Mezarlarının çeşitliliği ve bezemeleri oldukça zengindir. Bunlardan Büyük İskender döneminin önemli komutanlarından Alketas'ın mezarı (İ.Ö. 319) ve diğerleri şehir tarihine ışık tutmaları açısından da önemlidirler. 


KIRKGÖZHAN:  Antalya – Afyon eski yolundaki ikinci durak yeri Kırkgöz Han’dır. Kırkgöz Han Antalya’ya 30 km. uzaklıkta bulunan Kırkgöz’de,  Pınarbaşı mevkiindedir. Çok sağlam bir durumdadır.


KARAİN MAĞARASI: Antalya’nın 27 km. kuzeybatısında, Yağca sınırları içindeki Karain Mağarasında bulunan kalıntılar Paleolitik, Mezolitik, Neolitik ve bronz çağlarına aittir. Bu mağara, görülmesi gereken yerlerdendir.
Yaklaşık 500 bin yıl önce insanoğluna ev sahipliği yapan Karain Mağarası Anadolu'nun ilk yerleşim yerlerinden biridir. Yapılan kazılarda, ilkel insanın yaşadığı tüm dönemlerde kesintisiz olarak bir yerleşim yeri olmayı sürdürdüğü anlaşılan mağarada; fil, suaygırı, aslan, zürafa gibi Anadolu'da soyu tükenmiş olanların yanı sıra birçok hayvanın kemikleri bulunmuştur.


KOCAİN MAĞARASI: Türkiye'nin en büyük giriş ve galerisine sahip mağarası olan Kocain Mağarası, boyları 35 metreye kadar ulaşan devasa sarkıt ve dikitleri ile büyüleyici güzelliktedir. Tarih öncesi dönemlerin izlerini taşıyan mağarada, Roma uygarlığına ait kalıntılar bulunmaktadır.